İkinci dalga pozitif psikoloji: Pozitif olmak her zaman iyi midir?

Mutluluk mutsuzluğun kardeşi, hatta ikizidir. Bu ikisi ya bir arada büyür ya da sizin yaşantınızda olduğu gibi hiç büyümez; hep küçük kalır.-Fredrich Nietzsche

Peseschkian, psikolojiyi ve psikoterapiyi tek ağayı üzerinde uzun zamandır duran bir adam örneği ile açıklar. Tek ayağı üzerinde duran adamın bir süre sonra kaslarına kramp girer ve yorulan ayak acımaya başlar. Bu sadece ayağı ile sınırlı kalmaz. Tek ayak üzerinde durmaya alışkın olmayan tüm kas sistemine de kramp tutar. Acı dayanılmaz bir hal almaya başlarken kişi etrafından yardım ister. Bu haykırışları duyan insanlar ona farklı şekillerde yardım etmeye çalışır.

Adam tek ayağı üzerinde durmaya çalışırken yardımına koşan bir kişi onun kramp girmiş ayağına masaj yapmaya başlar. Başka birisi boynuna masajın tüm ustalıklarını sergileyerek İsveç masajı uygular. Üçüncü kişi adamın dengede kalmakta zorlandığını görünce ona destek olmak için koluna girer. İzleyenlerden tek ayak üstünde durmayı daha kolaylaştırması için iki elini kaldırması gerektiğine dair öneri gelir. Yaşlı bilge biri ona iki ayağı olmayanları düşünerek haline şükretmesi gerektiği öğüdünü verir. Diğer birisi kendisini bir tüy olarak hayal etmesini ve ne kadar konsantre olursa o derecede acısının azalacağını söyler. Aydınlanmış yaşlı biri ise iyi niyetle “Zaman gösterecektir” diyerek katkıda bulunur. Nihayet bir izleyici adamın yanına giderek ona “Neden tek ayak üstünde duruyorsun?” diye sorar. “Diğerini de dışarı doğru uzat ve onun üzerinde de dur. Biliyorsun iki ayağın var.” –Nossratt Peseschkian

Bu hikaye pozitif psikolojinin temel mantığını oldukça iyi bir şekilde yansıtmaktadır. Pozitif psikoloji uzun yıllar mutluluğun bilimi olarak tanımlandı. İlk yıllarında, pozitif psikoloji, geleneksel psikolojinin insanın olumsuz yönüne (örneğin depresyon) odaklanma eğilimini telafi etmek için olumlu özelliklere güçlü bir vurgu yaptı. Bu vurguda olumsuz deneyimlerin ve durumların istenmeyen olduğu ve bu nedenle insanların bunlardan kaçınmaya çalışması gerektiği, olumlu niteliklerin ise mutlaka yararlı olduğu ve teşvik edilmesi gerektiği konusunda üstü kapalı bir mesaj vardı. Bu açıdan pozitif psikoloji, kutuplaştırıcı denebilecek bir pozitif-negatif ikilemini hayata geçirmiş oldu.

Son yıllarda, yapıla çalışmalar pozitif özelliklerin bazen zararlı olabileceğini ve olumsuz yaşantıların bazen insanın gelişmesine katkıda bulunabileceğini gösterdi. Aşırı olumlu odak veya pozitivisttik zararlı olabileceği ortaya kondu. Yani olumlu şeyler zarar verici şeylere dönüşerek olumsuz olabiliyordu.  Sinclair, Hart ve Lomas (2020) tarafından pozitif olma baskısının zarar verici olduğunu ve kişiyi gerçekçi bakış açısından uzaklaştırdığını bulundu. Ayrıca kişi pozitif olmayı bir başa çıkma mekanizması olarak da kullanabiliyordu. Fakat bu mekanizma işlevsiz ve kişiye zarar verici olabilmekteydi. Örneğin mutlu olma çabası kişinin gerçeklerden uzaklaşmasına, özellikle olumsuz yaşantılar karşısında doğal olabilecek olumsuz duygular gibi yaşantıları göz ardı etmesine neden olabiliyor.  Benzer şekilde her zaman affetme davranışı olumlu bir şey olarak ifade dilemez. Sağlıklı ilişkilerde kişinin affetme yeterliği onun iyilik haline olumlu yansıyabilir. Bunun aksine ilişki kalitesinin düşük olduğu veya mutsuz bir ilişkiye sahip kişiler arasında affetme beraberinde ruh sağılığına ve iyilik haline olumsuz yansıyabilir.  

Bazen de olumsuz olumlu bir hal alır ve sizi daha güçlü kılar ve gelişmenize yardımcı olur. Örneğin zorluklarla karşı karşıya kalmak kişinin başa çıkma potansiyelini geliştirebilir ve buda onun psikolojik sağlamlığını arttırır. En zarar verici duygulardan biri olan öfke bile uygu şekilde sergilendiğinde kişi için bir motivasyon kaynağı haline dönüşebilir. Benzer şekilde birçok insanın yaşamaktan korktuğu üzüntü, kişinin açı verici yaşantılar karşısında vermiş olduğu şefkatli tepkilerden biridir. Bu duyguyu yaşamak başlı başına olumsuzun olumluya dönüşümüdür.

Sonuç olarak ikinci dalga pozitif psikoloji geleneksel ruh sağlığı ile pozitif psikolojiyi bir araya getirerek, yaşamın karanlık yüzünü kucaklamamız gerektiğini ortaya koydu. Paul Wong’un deyimiyle pozitif psikolojinin misyonunu yerine getirmek için en umut verici strateji, insan varlığının karanlık yüzüyle yüzleşmek ve farklı kültürlerde iyilik halinin ifadesini anlamaktır.

Bir sonraki pozitif psikoloji penceresinden affetmeyi konuşacağımız yazıda görüşmek üzere.

Yararlanılan ve Önerilen Kaynaklar

Ivtzan, I., Lomas, T., Hefferson, K., & Worth, Piers. (2015). Second Wave Positive Psychology: Embracing the Dark Side of Life. London: Routledge.
Sinclair, E., Hart, R., & Lomas, T. (2020). Can positivity be counterproductive when suffering domestic abuse?: A narrative review. International Journal of Wellbeing, 10(1), 26-53.
Velázquez, M. (2021). Second wave of posıtıve psychology. https://positivepsychologynews.com/news/marta-velazquez/2021080943821
Wong, P.T.P. (2011). Positive psychology 2.0: Towards a balanced interactive model of the good life. Canadian Psychology/Psychologie canadienne, 52(2), 69-81.

İlginizi çekebilecek benzer yazılar

2 Thoughts to “İkinci dalga pozitif psikoloji: Pozitif olmak her zaman iyi midir?”

  1. Aslı

    Merhaba
    Yazılarınızı severek okuyorum hocam. Bende ilgi duyuyorum pozitif psikolojiye. Ama ne okumam ve çalışmam gerektiği konusunda bir fikrim yok. Tez konusu olarak da çalışmak istiyorum. Siz ne önerirsiniz?

    1. Merhaba Aslı,

      İlgi duymana sevindim. Öncelikli önerim temel kavramları okuyup fikr sahibi olman. Bu sana fikir verecektir. Ayrıntılar için benimle mail adresimden iletişime geçersen konuşuruz.

Yorum yapmaya nedersin?